DAHA İYİ BİR ‘’BEN’’ YARATMAK 

Neuro-linguistic programming; kısaca NLP; Türkçesi Duyu Dili Programlama; der ki:

Dünyada bir kişi yaptıysa herkes yapabilir.

NLP, dalında başarılı sayılan kişilerin davranışlarının incelenerek, edinilen bilgilerin toplanıp derlendiği bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır.

Başarılı sayılan veya örnek alınan kişiyi modellemek yani onun davranış alışkanlıklarını benimsemek suretiyle istediğimiz sonuçlara ulaşmayı mümkün kılabiliriz. 

Zayıflamak istiyorsak, zayıf kişileri;

aktif bir yaşam istiyorsak, düzenli olarak spor yapan kişileri;

işimizde yükselmek istiyorsak, üst pozisyonlarda beğendiğimiz bir yöneticiyi;

iyi bir anne olmak istiyorsak, örnek bir anneyi;

rekor kırmak istiyorsak, rekor kırmış bir sporcuyu;

ve bunun gibi hedeflerimiz doğrultusunda beğendiğimiz kişileri gözlemleyip onların nasıl düşündüğü, olaylara yaklaşımı ve davranış alışkanlıklarını benimseyebiliriz.

Kendimizin daha iyi bir versiyonunu yaratabiliriz.

Potansiyelimizi daha iyi, çok daha iyi kullanabiliriz.

  

ZİHNİ KONTROL ETMEK

Çoğumuz spor yapmaya karar verip bir programa dahil oluruz. Büyük olasılıkla bol para ödeyip kendimizi bağlama eğilimindeyizdir. Bu şekilde suçluluk duygusunun itici gücü ile motive olmaya çalışmak gibi  bir hataya düşeriz.

Karar verdiğimiz işi sonuna kadar götürebilmemiz için içimizde bizi sabote eden sesleri farkedip susturmamız gerekir.  Zihnimiz doğru kullanılırsa büyük bir güç, kötü kullanılırsa da aynı oranda yıkıcı olabilir.

Sağlıklı ve uzun bir yaşam için spor yapıyorsak, örneğin, 10 yıl sonraki halimizi tüm detaylarıyla hayal ederek, o günkü dinç ve sağlıklı görüntümüze ulaşmak için bugün yapmamız gerekenleri, gelecek görüntümüze bağlamak motivasyon yaratmamıza çok yardımcı olur. Kaldı ki eyleme geçmek için motivasyona ihtiyaç yoktur. Sadece bir sonraki doğru adımı atarak ve anlık seçimlerimizi, bizi şu an ve gelecekte mutlu edecek şekilde yaparak motivasyonun kendiliğinden geldiğini deneyimlemek mümkün olacaktır.    

 

% 100 KARARLILIK

Spor yapmaya veya bir spor dalında yarışmaya karar verdiğimizi varsayalım. Sürekliliğin veya başarıya ulaşmanın tek yolu kendini bu işe adamak ve bunu hayatının önceliği yapmaktır. Yaşamımız düzenli olarak diyaliz makinesine bağlanmamıza  bağlı olsaydı, bunun için hayatımızda zaman ve yer yaratıp hiçbir bahane bulmaksızın bu rutini yerine getirmez miydik?

Sağlığımız için bu kadar önemli olduğunu bildiğimiz halde bunu birinci önceliğe koymamanın sebebi ne olabilir? Sonuçlarıyla kısa vadede ya da hiçbir zaman karşılaşmayı beklememek mi acaba?

Yarışmayı düşünen sporcular için ise adanmışlık ve kararlılık demek; bir an için dahi yapamayacaklarını düşünmemek, odaklı kalmak, zihnin sabote eden seslerini kararlılıkla susturabilmek demektir.

Sporcunun, kendini rakiplerle kıyaslamak yerine, kendi başarı kriterlerini oluşturması, örnek aldığı bir sporcuyu modelleyerek potansiyelini maksimuma çıkarması gerekir.  Kendinden şüphe duymak ya da negatif iç seslere kulak vermek çatlak sürahi sendromu yaratır. Çatlayan sürahide bir süre sonra hiç su kalmaz. Bu nedenle istediğimiz hedefe ulaşmak için %100 kararlılık gerekir. %1 lik bir şüphe bile çatlak sürahi etkisi yaratacaktır.

Hayatında düzenli olarak spor yapabilen kişilerin, ‘’kararlılıkla sürdürebilme’’ özelliklerini hayatın başka alanlarına da transfer ederek başarılı olmaları kaçınılmazdır. Sporun sağlığa olan sayısız katkısına bir de bunu eklemek çok yerinde olur.

 

Bol sporlu günler…