Çerçeveyi değiştirmek mümkün mü ?

 

Değişmeyen tek şey değişim. Herşey değişip dönüşüyor. İnsanoğlu giderek hızlanan değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Yeni yaşam koşulları yeni hayat biçimleri oluşuyor. Seçimlerimiz, alışkanlıklarımız, iş yapma ve ilişki kurma tarzımız herşey başkalaşıyor. 

 


Çerçeveyi değiştirmek...

 

Değişmeyen tek şey değişim. Herşey değişip dönüşüyor. İnsanoğlu giderek hızlanan değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Yeni yaşam koşulları yeni hayat biçimleri oluşuyor. Seçimlerimiz, alışkanlıklarımız, iş yapma ve ilişki kurma tarzımız herşey başkalaşıyor. 

 

Hem sonsuz erişim olanağımız var hem de yerel ve sınırlıyız. 

Kendi mahallemizdeyiz ama internet bulutuna binerek istediğimiz yere uçabiliriz. Ya da o bir kara delik gibi bizi içinde yok edebilir. 

 

Yeryüzünde ne kadar insan varsa hepsi dünyayı kendi gördüğü gibi algılar. Yani kaç milyar insan o kadar milyar dünya demek. Düşünsenize…

 

Zihin belirsizlik sevmez. Çünkü sürekli karar vermek beyni yorar. O yüzden bilmek ve kontrol etmek eğilimindeyizdir. Akışa bırakmak zor gelir. Başına gelenleri de yorumlarken bir bütünlük içinde olsun ister zihin. Parçaları birleştirerek bir hikaye yazmak beynin bir işlevidir aslında. Bilinmeyen boşlukları da hayal gücüyle doldurup yorumlamak, anlamak ister. Yüzyıllardır insanoğlu doğa üstü olayları, ölümü ve sonrasını, uzayı vs.yi yani aklının ermediği herşeyi anlamlandırmak için sistematik olarak hikayeler yazmış ve inanmıştır. Zihin böyledir işte. 

 

Kollektif olarak yazılan hikayelere daha çok inanılır.  Aksi cesaret ister çünkü. Yalnız kalırsınız yoksa. Ve yalnızlık korkunçtur. Olmayacak şeylere inandı insanlık tarihte defalarca. Kadınların cadı olduğuna inanalı çok olmuştu da, yakın geçmişte ekonomik balonların oluşmasına ne demeli…Ya da bir ırkın yok olması gerektiğine topluca inanmak nasıl bir çılgınlık. 

 

Korkmasaydım neye inanırdım diye sormalı insan kendine bugünlerde… Ama orada aklı karışıyor insanın işte. İnternet sozsuzluğunun kara deliğinde kayboluyor. Neye inanacağını bilemiyor.  Bilgi istemediğin kadar ama hangisi doğru? Gözünle gördüğün bile yalan olabiliyorken. Neye inanacağını seçmek büyük mesele. Yaşamak sörf yapmak gibi oldu. Suyun üstünde kalmaya çabalamak gibi yaşamak. Tutunacak bir kavram kalmadı. Herşey kaygan ve buğulu. Ve de geçişken. İdeolojiler demogojilerle darmadağın edildi. 

 

Bence zamanın meselesi bu…

 

Yalnız kalmaktan korkmasaydım neye inanır, kim olurdum? Pusula orada…