Özveri mi? Yoksa Sessizce Tükeniş mi?
Birkaç gün önce bir danışanım, sesi titreyerek şunu söyledi: “Eğer durursam, düşerim.”
O an içim ürperdi. O kadar tanıdık bir cümleydi ki… Saatlerce, günlerce, aylarca hiç durmadan çalışmak. Fazladan sorumluluk almak. Herkesin ihtiyaçlarını karşılamak ama kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmek. Çünkü durursa, her şeyin elinden kayıp gideceğine inanıyordu.
Ve işin ironik yanı, bu çaba çoğu zaman özveri adı altında alkışlanıyor.
Ne kadar çalışkan!
İnanılmaz bir iş disiplini var!
Ekstra mesai yapıyor, hafta sonu bile çalışıyor!
Ama biz koçlar, bu maskeyi hemen fark ederiz. Özveri gibi görünen şeyin altında çoğu zaman derin bir korku yatar: Yetememe korkusu. İşini kaybetme korkusu. Başarısız olma korkusu. Görünmez olma korkusu.
Bir başka danışanım, büyük bir terfi almak için aylarca gece gündüz çalıştı. Terfiyi aldığında ise şunu söyledi: “Mutlu hissetmem gerekirdi ama tek hissettiğim şey yorgunluk.” Çünkü içindeki boşluk, başarıyla dolmuyordu.
Eğer bu satırlar size tanıdık geliyorsa, bir an durup kendinize şu soruyu sorun:
Gerçekten ilerliyor muyum, yoksa sadece korkularımdan kaçmak için mi koşuyorum?
Bazen en büyük cesaret, daha fazlasını yapmak değil, biraz durup kendine dönmektir.